17.03.2026
İFTARA KALAN --:--:--
  • İMSAK 05:41
  • GÜNEŞ 07:06
  • ÖĞLE 13:18
  • İKİNDİ 16:39
  • AKŞAM 19:19
  • YATSI 20:38
  • BIST 100

    16089,34%0,84
  • DOLAR

    44,20% 0,08
  • EURO

    50,94% 0,15
  • GRAM ALTIN

    7116,29% 0,11
  • Ç. ALTIN

    11521,49% -0,11

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, " Beyin, orkestra gibi çalışırken, zihin orkestra şefi gibi davranıyor.”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaşamda beynin iyileştirici gücü konusunu ve önemini ele aldı.

TARİH: 3.08.2024 04:57
Son Güncelleme: 3.08.2024 04:57

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, " Beyin, orkestra gibi çalışırken, zihin orkestra şefi gibi davranıyor.”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaşamda beynin iyileştirici gücü konusunu ve önemini ele aldı.

SAĞLIK 3.08.2024 04:57:00
Haberi Sesli Oku
Prof. Dr. Nevzat Tarhan,

Kronikleşen stresin bağışıklık sistemini baskılayarak ona zarar verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, stresin artmasıyla zihin-beden ilişkisinin bozulduğunu söyledi. Zihnimizin yanlış kullanılmasının neticesinde bedeli bağışıklık sisteminin ödediğini söyleyen Tarhan, bağışıklık sistemini zayıflamasıyla vücutta kanser hücrelerinin çoğalabildiğini sözlerine ekledi. Tarhan, zihnin bir kuantum alıcısı gibi çalıştığını kaydetti.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaşamda beynin iyileştirici gücü konusunu ve önemini ele aldı.

21. yüzyılda zihin beden tıbbı ortaya çıktı…
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 21. yüzyılda tıp alanında önemli bir yenilik olarak zihin-beden tıbbının ortaya çıktığını, eskiden bedenin zihni etkilediği, ancak düşünce ve duyguların bedeni etkilemediğinin düşünüldüğünü ancak bu anlayışın büyük ölçüde değiştiğini kaydetti. “Artık beden ve zihnin karşılıklı olarak birbirini etkilediği kabul ediliyor” diyen Tarhan, “İnsanın nasıl düşündüğü ve hissettiği, düşünce kalıplarına göre bedende ve bağışıklık sisteminde karşılık buluyor. Bu etkileşim, kimyasal sinyaller aracılığıyla bağışıklık sistemi ve sinir hücreleri arasında gerçekleşiyor ve psikonöroimmünoloji adı verilen bir bilim dalı tarafından inceleniyor. Zihnimiz kuantum alıcısı gibi çalışıyor…” İfadelerini kullandı.

Zihin bedeni iyileştirebiliyor mu?
Zihin-beden tıbbının, insanın düşünce alışkanlıklarının ve tarzının hastalıkların iyileşmesi veya oluşması üzerindeki etkilerinin araştırıldığını da dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “20. yüzyılda bu konu dile getirilse de yeterli kanıt yoktu; ancak genetik biliminin gelişmesi ve biyolojik göstergelerin artmasıyla kanıtlar çoğaldı. Özellikle kanser ve bağışıklık sistemi hastalıkları bu alanda önemli bir yer tutuyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin önemi, kanserin oluşumu ve tedavisinde de vurgulanıyor. Kanser vakaları artarken, zihin-beden tıbbı bu artışın nedenlerini araştırmada önemli bir alan haline geldi. Bu bağlamda, zihnimizin bedenimizi iyileştirip iyileştiremeyeceği en çok sorulan sorulardan biri haline geldi.” diye konuştu. 

Zihin ve beyin aynı şey değil!
“Zihnimiz ve beynimiz aynı şey değildir. Beynimiz, zihnin işlevlerini yerine getiren bir araç gibidir. Beyin, bir orkestra gibi çalışırken, zihin orkestra şefi gibi davranıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, zihindeki bilinç, bilinçaltı ve bilinçdışı olarak bilinen kısımların, aslında beyindeki örtülü belleği temsil ettiğini, beyinde kayıtlı birçok bilginin, bilinçaltında saklandığını ve gerektiğinde ortaya çıktığını ifade etti.

Olumsuz düşünceler bağışıklık sistemine zarar verebiliyor…
Özellikle travmalar ve çocukluk çağı şok yaşantıları gibi çözülmemiş travmaların çözümlenmesinin, birçok hastalığın iyileşmesine ve uzun süreli sorunların ortadan kalkmasına yardımcı olabileceğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bunların mekanizmaları da anlaşılmaya başladı. Bağışıklık sisteminde T hücreleri önemli bir rol oynuyor. Kişinin olumlu düşünce alışkanlıkları T hücrelerini artırırken, olumsuz düşünceler ise bağışıklık sistemine zarar verebiliyor. Düşünceler ve duygular birlikte güçlü bir etki yaratıyor. Popüler tabirle çekim yasası olarak bilinen, düşüncelerin gerçekleşmesi durumu aslında düşüncelerle birlikte gelen güçlü duygularla ilgili. Duygular güçlü olduğunda düşünceler daha etkili oluyor. Bu nedenle, inanışlarımız ve düşüncelerimiz zihnimizde bir pozisyon alıyor ve buna göre bir algı ve duruş geliştiriyor, tepki veriyor. Bu da hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Zihnimizi iyi yönetmek, bedenimizi de iyi yönetmemizi sağlıyor.” diye konuştu.

Tehditleri analiz ederek, fırsatlara odaklanmak gerekir…
Prof. Dr. Tarhan, olumlu düşüncenin, olumsuzlukları tamamen yok saymak anlamına gelmediğini ifade ederek, “Kişisel gelişimde sadece olumlu düşünmek, negatif şeyleri yok saymak, kişiyi bazı durumlara karşı zayıf hale getirebilir. Bu yaklaşım, tehlikeleri göz ardı ederek hata yapma riskini artırabilir. Hayatta hem olumlu hem de olumsuz yönler, tehditler ve fırsatlar vardır. Tehditleri analiz ederek, fırsatlara odaklanmak gerekir. Bu, otomobil kullanmaya benzer; ön camdan ileriye bakarken, dikiz aynalarından gelen tehlikeleri de kontrol ederiz. Hayatta da aynı şekilde, bulunduğumuz durumu bilip, geçmişteki tehditlere göz atarak ama asıl olarak ileriye doğru yol almalıyız. Böyle bir yaklaşım, hata yapma olasılığını azaltır. Ayrıca, amacı olan kişiler kendilerini daha iyi kontrol eder ve zamanlarını daha iyi yönetirler. Amaç ve anlam birlikte olmalıdır. Amaçsız ve anlamsız yaşayan biri, hayatta ne yapacağını bilmez ve geleceğe dair projeksiyonu olmaz.” dedi.

Kendimizi sürekli olarak programlayabilir ve yeni hedefler belirleyebiliriz
Beynimizin programlama yeteneğine sahip olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Sabah kalktığımızda günümüzü planladığımızda, beynimiz bu planları otomatik olarak uygular. Ancak, beynimiz aynı zamanda yeni şeyler öğrenme kapasitesine de sahiptir. Bu nedenle, kendimizi sürekli olarak programlayabilir ve yeni hedefler belirleyebiliriz.” şeklinde konuştu.

Stres kronikleşirse bağışıklık sistemini bastırıyor
Sabah 4'te kalkacağına inanarak yatan bir kişinin saat kurmadan kalkabileceğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Ancak ‘kalksam da olur, kalkmasam da’ diye düşünürsen, uçağı kaçırabilirsin. Bu, beynin kendini programlama yeteneğiyle ilgilidir. Zihin-beden tıbbı da bu temele dayanır. Kalbinin yavaşlaması için parasempatik sinir sistemini devreye sokar ve ‘Rahatla, tehlike geçti’ mesajını verir. Vagus siniri, vücudun en uzun siniridir ve tüm iç organlardan gelen duyuları beyne ileterek organların rahatlamasını sağlar. Öte yandan, sempatik sinir sistemi savaş veya kaç tepkisini tetikler. Tehlike anında vücut enerji kaynaklarını kana pompalar, kaslar kasılır, tansiyon yükselir, beyin damarları genişler ve dikkat artar. Bu, akut stres durumunda koruyucu olabilir. Ancak stres kronikleşirse bağışıklık sistemini baskılar ve zarar verir.” dedi. 

Zihnin yanlış kullanılmasının bedelini bağışıklık sistemi ödüyor…
Günümüzde stresin artmasıyla birlikte zihin-beden ilişkisinin bozulduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Zihnimizi yanlış kullandığımızda, bunun bedelini bağışıklık sistemimiz ödüyor. Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak kanser hücrelerinin çoğalmasına yol açabiliyor. Bağışıklık sistemi kronik streste zayıfladığı için de uyuyan kanser hücreleri başlıyor çoğalmaya. Hepimizin vücudunda tek tük kanser hücreleri vardır. Bağışıklık sistemi hücreleri onları kontrol eder. Zararsız bir şekilde dururlar. Ama bağışıklık sisteminin zayıflayınca etkileri ortaya çıkıyor.” diye anlattı.

Zihin-beden tıbbı, iyileşme sürecinde büyük rol oynuyor
Nosebo etkisine değinen Prof. Dr. Tarhan, “Plasebo etkisinin tersidir. Plasebo etkisinde, baş ağrısı olan kişilere verilen etkisiz haplar bile hastaların yüzde 40'ının ağrısını geçirir. Çünkü kişi ilacın işe yarayacağına inanır ve beyin endorfin salgılar. Bu endorfin, morfin gibi ağrıyı keser ve rahatlama sağlar. Nosebo etkisinde ise, kişi hasta olacağına inanırsa gerçekten hastalanabilir. Zihin-beden tıbbının temelinde, kişinin iyileşme beklentisi büyük bir önem taşıyor. Ümidini kaybetmeyen, çabalayan kişiler yoğun bakımda bile iyileşebilir. Bu nedenle, zihin-beden tıbbı, iyileşme sürecinde büyük bir rol oynar.” dedi. 

Güven veren, iyileştirme çabası gösteren uzmanlar daha etkili oluyor…
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, koruyucu ruh sağlığı açısından, kişinin yaşam felsefesini olumsuzu görerek ama olumluya odaklı bir beklentiyle yaşayacak şekilde düzenlemesi gerektiğini ifade ederek, “Buna ‘temkinli iyimserlik’ denir. ‘Bana bir şey olmaz’ demek temkinsiz iyimserliktir, ancak ölçülü ve dengeli bir iyimserlik hastalıkları önleyici olabilir. Hastalık ortaya çıktıktan sonra ise özellikle onkoloji alanında, onkoloji uzmanlarının psikiyatrist gibi davranması büyük önem taşır. Kanseri tedavi eden uzmanın yüz ifadesi bile önemli hasta için. Yüzü düştüğü zaman hasta ümitsizliğe kapılıyor hemen. Hastaya güven veren, hastaya iyileştirme çabasını gösteren uzmanlar daha etkili oluyor.” şeklinde konuştu.  

Kalp krizi geçiren hastalara da yoğun bakımda ikinci bir krizi önlemek için antidepresan verildiğini, bunun beynin tepkilerini yumuşatma çabası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanın kontrol edemediği durumlarda uzmandan yardım alması bütün işini kolaylaştırıyor. Ancak, uzman sadece rehberlik eder; kişinin bu rehberliği nasıl uygulayacağını kendisi belirlemeli. Uzman, köprüyü nasıl geçeceğini gösterir, ancak köprüyü geçecek olan kişinin kendisidir.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

HABERLER

Uzun vadede ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!

SOSYAL MEDYADAKİ EGZERSİZLER SAKATLAYABİLİR

“Çocuklarımızı Nasıl Koruyacağız?” Uzmanından Ailelere Kritik Uyarılar

İftar Sonrası Tatlı Tüketimine Dikkat

Ramazan’da Kilo Almadan Oruç Tutmak: Mesele İrade Değil, Metabolik Ritmi Korumak

Hareketsiz Yaşam Alarm Veriyor: Uzmanlardan Ofis ve Ev Çalışanlarına Kritik Uyarılar

Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!

Ramazan'da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!

Sahur önemli!

“Bitter Çikolata Yaşlanmayı Yavaşlatıyor, Ancak Bilinçli Tüketilmeli”

KADIN HASTALIKLARINDA İZSİZ CERRAHİNİN 7 ÖNEMLİ AVANTAJI

İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!

RAMAZAN AYINDA SAĞLIKLI BESLENMENİN İP UÇLARI

Göz damlası kullanmak orucu bozmaz

"Yerinde Duramayan Çocuk" Demek Asıl Sorunun Üzerini Örtüyor

HABERLER

Sancaktepe’de 33 öğrenciye bayramlık desteği

Cengiz Dikmen’den 18 Mart Çanakkale Zaferi Mesajı

Barış Göçüm: “Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik ve fedakârlık ruhunun en güçlü simgesidir”

Turgut Daş: “Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin bağımsızlık mücadelesinin simgesidir”

Serdar Turhan: “Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğinin en güçlü örneğidir”

Özgür Polat: “Çanakkale’de verilen mücadele, milletimizin bağımsızlık iradesinin en güçlü göstergesidir”

Yunus Emre Sağlam: “Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğinin en güçlü simgesidir”

Ekrem Yahya Ateş: “Çanakkale Zaferi, milletimizin inanç ve kararlılığının en büyük göstergesidir”

Mimar Ufuk Aydın: “Çanakkale Zaferi, milletimizin inanç ve kararlılığının en büyük simgelerinden biridir”

Kaya Çardak: “Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin bağımsızlık ve vatan sevgisinin simgesidir”

Burhan Caner: “Çanakkale, milletimizin birlik ve vatan sevgisinin en güçlü simgesidir”

Cemal Geyik: “Çanakkale Zaferi, milletimizin azim ve fedakârlığının tarihe yazılmış destanıdır”

Cemal Aytekin: “Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik ve vatan sevgisinin en büyük göstergesidir”

Arzu Karalioğlu: “Çanakkale Zaferi, milletimizin bağımsızlık ve vatan sevgisinin en büyük simgelerinden biridir”

Ali Evgiloğlu: “Çanakkale, milletimizin bağımsızlık iradesinin en büyük göstergesidir”

  • Salı 11.4 ° / 5.8 ° Güneşli
  • Çarşamba 10.8 ° / 7.1 ° false
  • Perşembe 8.9 ° / 7.5 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
Sancaktepe’de 33 öğrenciye bayramlık desteği
Cengiz Dikmen’den 18 Mart Çanakkale Zaferi Mesajı
Barış Göçüm: “Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik ve fedakârlık ruhunun en güçlü simgesidir”
Turgut Daş: “Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin bağımsızlık mücadelesinin simgesidir”
Serdar Turhan: “Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğinin en güçlü örneğidir”
Özgür Polat: “Çanakkale’de verilen mücadele, milletimizin bağımsızlık iradesinin en güçlü göstergesidir”
Yunus Emre Sağlam: “Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğinin en güçlü simgesidir”